Üniversiteler Neden Gereksiz?

Başlık çok genelleme bir başlık oldu değil mi? Öyleyse biraz daraltalım Türkiye’de üniversiteler neden gereksiz? Şimdi böyle baktığımızda da yine çok genelleme bir soru oldu. Biraz daha da daraltalım o zaman. Türkiye’de üniversitelerde mühendislik okumak neden gereksiz? Şimdi taşlar yerine oturmaya başladı değil mi? Şimdi ne demek istiyorum tek tek bakalım.

Tek tek bakalım da peki nereden başlayalım ne açıdan bakalım… Nereden bakarsak bakalım tamamen bir fiyasko var karşımda. Geri kalmışlık var resmen. Sanki hemen işsizlik yerine 4 yıl öğrenciyi oyalayıp, parasını alıp hatta borçlandırıp işsizliğin içerisine bırakma var. Üniversite makamı hiç bu kadar aşağılanmamıştı. Hiç bu kadar üniversite okumak gereksiz gelmemişti. Ya da ben üniversiteleri gözümde çok büyütmüşüm.

Ben bilgisayar mühendisliği öğrencisiyim. 3. sınıftayım ve üstten çok az dersim kalmış durumda. Yakında okul bitecek. Az çok bölümüm hakkında ve bölümümün iş hayatı hakkında bilgi sahibiyim ve en çok bu açıdan eleştireceğim belki. Ancak üniversitede hangi bölümden bakarsam bakayım tamamen acizlik görüyorum. Zavallılık görüyorum. Beni bu yazıyı yazmaya itense, 2 gün önce açıklanan üniversiteler hakkında kararname. Artık yıllardır içimde tuttuğum sessizliği dışarı vurma zamanı.

Üniversite Sınavında Baraj Puan Kaldırıldı

Kaynak: Onedio

Yıllardır gereksiz üniversiteler tamamen kapanması lazım dedikçe, o gereksiz üniversitelere herkesi almanın peşine düşüldü. Peki bunun kime ne faydası olacak? Bütün veriler ortada. Üniversitelerin çoğu bölümleri 0 kontenjan çekerken sırf buraları doldurmak için barajın kaldırılması ne derece doğru? Ne hedeflenmiş durumda? Herkes üniversiteye gitmesin, herkes üniversite öğrencisi olmasın dedikçe bu bölümlere yerleştirip eğitimin kalitesini sürekli düşürmek ne kadar doğru? Mevcut üniversitelerin kalitesini artırmak yerine daha da düşürmeye yönelik adımlar atılıyor sürekli. Peki neden sürekli yapılmakta? Ama önce mevcut üniversitelerimizi inceleyelim. İncelerken de üniversiteler neden var, bir sorgulayalım.

Üniversiteler Neden Var?

Bu yazıyı internete yazdığınız da çeşitli makaleler, üniversitelerde yayınlanan çeşitli tezler çıkmakta. Göz ucuyla okuduğunuz da hepsini tek tek, ortaya çıkan ana fikir ise şu şekilde: Üniversiteler; bilgili, mutlu ve gelecekten umutlu nesiller yetiştirmek için var. Peki 4. sınıfa gelmiş bir üniversite öğrencisi için bu cevap ne kadar doğru? Toplumun genel olarak nabzını tuttuğumuz da bu ne derece doğru? Peki tüm suç öğrencinin mi? Üniversite hocalarını dinlediğimiz de ve siyasetimizin bel kemiği siyasi partilerimizin liderlerini dinlediğimizde, onlar ne diyor? Bir öğrenci başarısızsa sorumluluğu kendisine aittir. Nokta! Peki gerçekten böyle mi?

Daha üniversiteler bünyelerinde bulunan öğrencilerden bihaber yaşarlarken, bu öğrenciler neden başarısız diye sormazlarken öğrenciler kendilerine nasıl sorabilecekler bu soruyu? Öğretmenlerimiz dışarıya yani özel sektöre danışmanlık gibi ücretli hizmetler verirken aynı ilgi ve alakayı kendi öğrencilerine neden göstermez?

Bakın hiçbir üniversite ama hiçbir üniversite size bir yetenek kazandırmaz. Olan yeteneğinizi geliştirir ama size bir yetenek kazandırmaz. Siz çok okuyan birisi değilseniz hukuk okuyamazsınız. Size okuma yeteneği kazandırmaz. Sizin sesiniz güzel değilse daha doğrusu siz az bir şey de olsa sesinizi kullanmayı bilmiyorsanız konservatuarda sıfırdan göklere çıkamazsınız. Hiçbir bölüm size bunu vermez, veremez. Siz biyolojiyi çok seviyorsanız tıp okuyabilirsiniz. Aynı şey maalesef yazılım dünyası içinde geçerli.

Peki Sıkıntı Nerede Başlıyor?

Türkiye’de ortalama bir öğrenci tüm lise zamanlarını dershaneye giderek geçiriyor. Benim zamanımda ilkokul 6. sınıftayken SBS sınavı vardı. 6-7-8 dershane ile geçti. Ne diyorlardı o zamanlar… İyi bir lise iyi bir üniversite demek. İyi bir üniversite iyi bir kariyer demek. Hep bu mantık yüzünden 6. sınıftan 12. sınıfa kadar tüm zamanım dershaneler ile geçti. Benim gibi bu ülkenin bir çok genci de aynı şekilde dershaneler ile geçti. Sonra istediğim sıralama gelmedi hadi bir sene daha hazırlan üniversiteye. Bir sene daha dayan! Sonra her şey gönlünce olacak.

Yukarıda ne söylemiştim size. Hiçbir üniversite yetenek kazandırmaz olan yeteneğinizi geliştirir. Bir yazılım mühendisliği ya da bilgisayar mühendisliği okumak isteyen bir öğrenci orta okul yaşlarında kodlamaya başlaması gerekmekteyken bizler bunu üniversiteye girince anca yapabiliyoruz. Sonra neden üniversitelerde başarısız oluyoruz?

Yazılım benim gözümde yabancı diller gibi. Siz aynı anda 3 farklı dil öğrenebilir misiniz? Mümkünatı yok. Düşünsenize hem İngilizce, hem Arapça, hem Fransızca. Peki 4 yıllık mühendislik hayatında neden her şey aynı anda öğretilmeye çalışılıyor? Zaten öğretilmiyor da sadece giriş bilgiler gösteriliyor. (O bile gösterilmiyor da neyse!) Öğrenci mezun olduğun da ya da iyi bir yerde staj yapıyorsa gerçek meslek hayatını görebiliyor. İyi de neden? Neden böyle bir sistem var? Üniversiteye başlamadan önce yazılımla hemhal olanlar üniversiteyi çok kolay geçiyorlar. Üniversitede daha yeni kendi bilgisayarına sahip olanlar ise gerçekten çok zorlanıyorlar ama kolay bir şekilde de dersi geçebiliyorlar. 🙂

Ne olması lazımdı? Üniversiteye girerken saçma sapan sınavlardan geçerek sıralama ile fark atmak yerine liseler İngilizceye daha iyi yatırıp yapmalı, yazılım öğretmeli, gerçek manada matematik, fizik, kimya göstermeliydi. Bir öğrenci üniversiteye girerken yaptığı projeler ile girmeli ve proje bazlı olarak aynı seviyede olmalıydılar. Saçma sapan dershaneler ile ömür çürütmek yerine daha önemli şeylere gitmeye teşvik etmeliydiler. Bir lise öğrencisi muhakkak ama muhakkak bir müzik enstrümanı ile iyi bir seviyeye getirmeliler. Müziğe ilgisi yoksa resime, ona yoksa bir spor dalına. Bu fen öğrencisinin bir zorunluluğu olmalı. Lise böyle şeylere birer tanıtım olması lazımdı.

Lisenin amacı üniversite sınavına hazırlık için olmamalı. Lisenin görevi hayata hazırlamak olmalı.

Sıkıntı Sadece Üniversite Öncesi mi? Ya Üniversite Başında ki Sıkıntı – Hazırlık?

Bir insan ömrünün en boşa gideceği zaman dilimidir. Sözde İngilizce öğretmek adı altında kurulmuş bir saçmalık dünyasıdır. Lisenin devamı şeklinde gerçekleşen bu evre de öğrenciye sadece dil eğitimi verilir. Ne matematik ne fizik ne de programlama… Ama ne demiştim size yukarı da öğrenciye üniversite yetenek kazandırmaz olan yeteneğini geliştirir diye..

Hazırlıkta az bir şey İngilizcesi olanlar o kadar rahat geçiyorlar ki bu seneyi. Hiç zorlanmadan, hiç kasmadan, hiç usanmadan. Ya benim gibi daha İngilizce harflerini okunuşunu ilk defa öğrenenler? Hazırlıkta kalmak hiç şaşırtıcı değildi benim için. Ancak 2. sene okurken hazırlığı o kadar rahat geçtim ki.

Peki ne oldu? Ben 20 yaşına geldiğimde ilk defa programlamayla tanıştım. İlk defa yazılım öğrenmeye başladım. Kimse bana söylemedi üniversiteye başlayınca halledersin ilk önce hele bi kazan üniversiteyi dediler anca. Peki ne oldu? Ben programlamayla tanışınca zorlanmaya başladım.

Oysaki ne olması lazımdı?

Mesela hazırlık diye bir şeyin olmaması. Ne demek istiyorum? İlk sene öğrenciye zorla A1-2 seviye İngilizceyi dışarıdan öğret. Programlamaya giriş, Calculus I-II gibi temel dersleri Türkçe ver. 2. Sınıfta B1-2 seviyeden sorumlu tut. Yavaş yavaş İngilizce öğretilmeye başlansın. 3. Sınıfta öğrenciden C1-2 seviye bir İngilizce olmasını zorunlu tut. Bu İngilizce eğitimleri günümüzün İngilizce kursları gibi ek olarak okulun içerisinde bir yerde yapılsın. Son sene de öğrenciyi Toefl, IELTS gibi sınavlara hazırla.

Bu sistem daha mantıklı değil mi, soruyorum size. Sen yüzde 30 İngilizce olan bir bölüm için zorla İngilizce öğret. Bölümde 1 tane İngilizce dersin olmasın. İngilizce olan derslerde eften püften olsun. Sonra öğrenci İngilizceyi unutmaya başladığında öğrenci suçlu olsun ve bir kursa gitmek zorunda kalsın. Şu dediğim sistem bile olsa öğrencinin en az 1 senesini heba etmemiş oluyorsun. Hem bölümde derslerini öğretirken hem de İngilizce öğretmiş oluyorsun. Hem böylece sınıf ilerledikçe hocaların İngilizce anlatma eğilimi de artıyor. Son sene bitirme projesinin sunumunu da kesinlikle İngilizce yaptır.

Ne oldu şimdi? Mezun olduğunda İngilizce biliyor olarak öğrenci mezun olur ve hiçbir senesi de heba olmamış olur. 4 yıllık mühendislik sadece 4 yıl olur. Tıp ki Avrupa’da olduğu gibi. Neden sadece hazırlık bizde var? Neden yurt dışında ki üniversiteler İngilizceyi buna rağmen bizden çok daha iyi öğretebiliyorlar? Ben 2 puanla hazırlıkta kaldım. 2 seneme mal oldu. Öğrenci 2 puanla barajı geçemiyor diye 1 senesini heba etmek hangi eğitim ahlakına sığar? Benden 2 puan önde olanlar benden çok mu iyilerdi o zaman? Saçma sapan bir eğitim kalıbı var. Saçma sapan kurallarınız var.

Sahiden Soruyorum Üniversiteler Neden Var?

Dünyanın en iyi üniversiteleri açıklandı: Türkiye'den kaç üniversite var? -  Gerçek Gündem
Keşke okulumdan bir alıntı olsaydı. Maalesef ben hiç anfi göremedim.

Şimdi benim gibi profile sahip bir öğrencinin üniversiteden beklentisi nedir? Hayat sahip çıkmadıysa bana üniversite sahip çıksın. Ben bu zamana kadar en başta ailem olmak üzere ilkokul hayatımdan üniversiteye girene kadar yazılım anlamında (Sadece bu anlamı kastediyorum.) bir vizyon sahibi olamayıp kendimi geliştiremediysem üniversite bana o vizyonu kazandırsın istiyorum.

Ancak bakıyorum üniversiteye anca takoz oluyor. Ya soruyorum rapor yazmak ne zamandan beri projenin önüne geçmeye başladı? Bir projeye haftalarca emek verip raporda rapor stiline uymadığımız için çok düşük almak hangi kalıba sığar?

Bu sene ‘Veri Tabanı Yönetim Sistemleri’ dersinin projesini bir şirketle beraber yaptık. Şirket ilk başta derse geldi ve isteyenler bizimle proje yapsın dedi. Mülakatları geçtik ve onlarla beraber çalıştık. 1 dönem onlarla beraber proje yaptık. Flutter ile front-end. Spring Boot ile back-end ve veri tabanını yazarken de Liquibase kütüphanesini kullandık. Kaç aldık bu projeden? 60. Sadece 60. ve işin garibi bir şirketle çalıştığımız için 20 puan fazladan geldi. Okulun anketlerini yaptığımız için 5 puan fazladan geldi. Biz aslında 35 aldık.

Bunu şirkete söylediğimiz de çok şaşırdılar. Eminim hocalarınız Liquibase’i felan duymamışlardır dedi. Biz buraya yetkin insan almak istediğimiz de soruyoruz felan dediler. Biz neden düşük aldık peki? Raporda istenilenleri tam doldurmamışız. Hocamızın isteklerini harfi harfine yapmamışız.

Bu şekilde ilerleyen bir üniversite hayatında öğrenci derslere nasıl bağlanabilecek? Nasıl kendini derse adayıp dersi daha iyi anlamaya çalışacak? Saçma sapan bir proje yap, rapor ama on numara olsun dersi geç… Ne derece doğru?

Sadece sıkıntı rapor mu?

report - Yapay Zeka ve Muhteşem Beyin

Bir öğrenci programlamaya giriş dersinde daha zorlanmaya başladıysa, dersi derste anlayamıyorsa bir hocanın yada asistanların daha yakından davranması gerekmez mi? Her hocaya belli bir sayıda öğrenci atanıp o hoca o öğrencilerle abi kardeş gibi ilgilenmesi gerekmez mi? Ama doğru ya bir dersi 200 kişi alıyor. (100 kişi de alttan.) Bu durumda hoca nasıl ilgilenebilsin demi.

Yazılım haricinde ki tüm sayısal derslerin hiçbiri hocalar tarafından öğrenilmiyor. En büyük saçmalıkta burada başlıyor. Buders diye bir Youtube kanalı olmasa hiçbir öğrenci Calculus, Lineer Cebir, Ayrık Matematik, Olasılık gibi derslerden geçemeyecek. Böyle bir saçmalık olabilir mi? O halde bu üniversite hocaları neden var? Tek bir hoca hepinize bedel mi gerçekten?

Sadece mesele sayısal dersler değil. Yazılımda da aynı şekil. Diyebilirsiniz ki yazılımda öğrenci kendi kendini geliştirmesi lazım. Okul sadece balık tutmayı öğretir. Alakası bile yok. Kalsın onların öğretme şekilleri. Size ne dedim?

Üniversite yetenek kazandırmaz. Olan yeteneğinizi geliştirir.

Why You Must Stop Obsessing About These 5 Things in SEO

Üniversitede gerçek manada başarılı olanları incelediğimde karşıma çıkan ortak sonuç bu insanlar lise hayatlarında kod yazmaya başlamaları oldu ya da ilkokulda neyse. Üniversite de kendinizi bir anda hem kod temellerini öğrenmeye başlarken buluyorsunuz hem de bir yandan çok zor ödevler arasında boğuşurken. Algoritma yeteneğinizi yavaş yavaş geliştirmeye yeni başladığınız içinde kodlama dünyasına çok geç giriyorsunuz. Beyniniz o algoritmaları kurmaya yavaş yavaş başlıyor.

Sonra bir bakıyorsunuz ki sınıfta bazı insanlar sizlerle arayı açmış gitmiş. Onlarla nasıl aynı seviyedeyim ben. O zaman da diyorsunuz ki benim daha fazla çalışmam lazım ki o insanlara yetişebileyim. Ancak bu mümkün mü? Elbette değil çünkü siz hocanızın yanına gittiğinizde bir duvarla karşılıyorsunuz. Kendi kendinizi internetten, kitaplardan geliştirmeye çalışarak hocaların veremediği vizyonu, misyonu başka insanlardan bulmaya çalışıyorsunuz.

Sahi neden o çok iyi insanlarla aynı sınıfta olabiliyoruz ki? Bir insan düşünün programlaması çok iyi. Hocanın verdiği ödevleri daha verdiği gün yapabiliyor. Sınavlara çalışmıyor bile neden çünkü algoritma kurma yeteneği çok iyi. Ya bu insanlarla neden aynı sınıftayız? Bırakın direk dersten muaf olsunlar. Bırakın okulu daha erken bitirsinler. Üniversite hocaları iyi bilenlerle değil, bilmeyenlere yol arkadaşı olması gerekmez mi?

İşte benim gibi olan öğrenciler de ne yapsın seminerleri takip ediyor, Linkedin de insanlara yazarak bir şeyler kovalamaya çalışıyor. Sonra diyoruz ki

ya bu üniversiteler neden var o zaman?

eleganzit a Twitter: "#Flutter #Kotlin & #Swift are three of the most  popular mobile app development platforms out there. All of them have their  own merits and disadvantages. If you're having a

Saçma sapan dersler koyarlar. Mesela Mobil Programlama dersi. Dersin ismi o kadar genel ki acaba ne gösterecek diyor insan başlamadan. Acaba Native olarak IOS’tan Swift mi, yoksa Android’ten Kotlin mi, yoksa Cross-Platform olarak Flutter’dan mı girecek hoca. Hepsinden azar azar gösterip bir tarafa ilgilenmemizi mi sağlatacak acaba? Düşünsenize hepsinden azar azar anlatıyor sonra diyor ki arkadaşlar istediğiniz teknolojiyi kullanabilirsiniz. Yeter ki filanca projeyi bitirin. Ne kadar harika olurdu değil mi?

En sevdiğim hoca ne yaptı dersiniz? Android-Java gösterdi. Her hafta saçma sapan tool’ları kullanarak yok arkadaşlar bu switch, bu progress bar, bu imagebox diyerek bitirdi dönemi. Hocam Java’mı kaldı? Kotlin anlatsaydınız bari dediğimiz de, aldığımız cevap çok ilginç. Sektörde hala kullanılıyor dedi. Gerçek manada soruyorum sizlere Java ile çalışan kaç developer var dünyada? Dersin sonunda da öğrenci suçlu oldu. Derse daha fazla emek verseydiniz daha iyi olurdunuz dedi. Neden daha fazla emek vereyim hoca?

Bu hocanın görevi her hafta saçma sapan toolları anlatmak yerine sektörden insanları getirse ve her hafta onlardan bir parça karşımıza çıkarsa daha faydalı olurdu. Zaten dersi anlatamıyorsun, önüne açtığın bir kitaptan bakarak kod yazıyorsun anca. Bari sektörden insanlar ile tanıştırsaydın bizleri. Bizler internetten daha iyi öğrenirdik. Her hafta uygulama dersi adı altında saçma sapan toollar ile lab çalışması yapmamız ne derece doğru?

Bir de üniversitelerin yazılım derslerinin sınavlarını kağıda yaptırması yok mu beni benden alan. Mobil dersinde API kullanmayı kağıda yazmamız istendi. Ben neden bunu ezberleyim? Kod ezberlemek ne derece doğru? Mantığını kavramak önemli olan değil mi? Kağıda neden kod yazdırır ki bir insan? Tabi bu ders sadece bir örnek. Bu ders gibi onlarca ders var. Gerek benim okulum gerek tüm okullar.

Pandemide Üniversiteler Daha Karıştı

The shape of post-pandemic university education | The Japan Times

Pandemide her şey daha da karışmaya başladı. Üniversitelerde hocalar öğrenciye ne kadar az saygı duyduğunu bir kez daha gösterdi. Öğretmenlerin gözünde öğrencilerin ne kadar da aşağılık olarak gözüktüğü yeniden ortaya çıktı. Sırf öğrenciler kopya çekmesin diye sınav süresini yarıya düşürüp, soruları çok daha fazla zorlaştırarak sormak hangi eğitim modeline sığar?

Bir de hocalarımız çıkıp diyorlar ki öğrenciler eğer kopya çektiyseniz hakkımı helal etmiyorum size. Bende size hakkımı helal etmiyorum hocam o ne olacak? Öğrenciyi kopyaya mecbur bırakmak konusunu neden hiç konuşmuyoruz mesela? Öğretmenlerin online eğitim de neden bir karnesi çıkarılmıyor mesela? Neden her zaman ve her koşulda öğrenciler değerlendiriliyor?

Bazı hocalarımız akademik kariyerleri çok iyi. Buna asla lafım yok. Ancak bu onu öğrencilerin karşısında hoca yapmaz. Tahtanın karşısına geçip, arkasına bir defa bile dönmeyen, sadece tahtaya anlatıp çıkan bir insan nasıl hoca olabilir? İş te bu insanlar pandemide çok daha fazla saçma kararlar alarak öğrencilerin karşısına çıktı ve (sözde) eğitim anlattılar.

Eğer bu ülkenin geleceği için üniversitelerimizi göz bebeğimiz olarak görüp bir gelecek inşa edeceksek ilk önce hocalardan başlamalıyız bir şeyleri değiştirmeye. Emin olun biz öğrenciler ne kadar şuan başarısız olsak da sistem değiştiği zaman çok daha başarılı gençler gelecek. Bu ülkenin gençliği zeki bunu her şartta ve zorlukta gördük.

İzlemenizi tavsiye ederim.

Üniversitelerin Karnesi

Türkiye’de sadece en iyi üniversiteler okunursa okunur. 209 üniversite arasında sadece 15-20 tanesinde eğitim gerçek manada yapılıyor. Oranın öğrencileri özel sektörle iç içe büyüyor. Sürekli seminerler, konferanslar yapılıyor. Akademisyenleri hem iyi akademisyen, araştırma yapıyor, hem de özel sektörle iç içe yaşayarak hocalık yapıyor. Öğrencileri yönlendirirken doğru bir şekilde yönlendiriyor. Diğer tüm üniversitelerde okuyan öğrenciler kendilerini sadece öğrenci sanıyor. Öğretmenler de sözde kendini öğretmen sanıyor.

Misal benim okulumdan her sene bir duyuru paylaşılır derler ki üniversitemiz ilk felanca sayıda yer almıştır. Ne bu hocam? Öğrencinin 2 üstü ortalaması bana yeter demesi gibi neden açıklama yapıyorsunuz? Daha kendi noksanlarınızı görmezden geliyorsunuz bir de dünya da felanca sayının içerisinde demek ne demek?

Your Laptop Got Old? This Auto Repair Shop Uses A 25 Year-old Computer
Temsili tabi ki

Pandemi boyunca okullar komple kapalıydı. Ya soruyorum sizlere hiçbir öğrenci okul sınırları içerisinde bulunmazken, okula yatırım yapılması gerekmez miydi? Aldıkları yıllık 380 milyon lira ile okulum, ne yaptı dersiniz? Rektörlüğün önü boş kalmış oraya bi süs havuzu yapalım. Bir de okulda diğer bölümlerde çok başarı yakaladım dünya çapında deyip yeni bölümler açmış. Oysaki ben ne yapmasını isterdim. Bölümümün laboratuvarlarında bilgisayarlar çok eskidiği için yenilemelerini beklerdim. En azından SSD takmalarını. Bunu yapmadıkları için ne oldu Mobil Programlama dersinde ilk hafta okula bilgisayarımı götüremediğim için okulun bilgisayarlarında da 2 saatte tam 6 masa değiştirerek Android Studio’yu açmaya çalıştığım için ve yine açamadığım için hocadan azar işittim ve sıfır aldım. Neymiş okula kendi bilgisayarımı getirmek zorundaymışım. Getirmemekle sorumluluk bana aitmiş. Hatırlatayım, bu hakkını helal etmeyen hocamız. Aynı zamanda bölüm başkan yardımcımız.

Neden Türkiye’de sadece en iyi üniversitelerin ismi geçerken dünya sıralamalarında, diğer üniversitelerimiz sadece diploma kağıt parçasından ibaret? Neden herkesin üniversiteye gitmesi bu kadar kolay? Üniversite okumak neden sıradanlaştı? Sonra sektörde çalışan insanlara baktığım da yazılımla alakası olmayan insanların çalıştığını görüyorum. Madem onlar gibi olmak mümkünse ne diye bilgisayar mühendisliği okuyorum ben? Üniversitede 4 yıl boyunca ödev, rapor diye sürüneceğimize (ki benim +2 sene hazırlık +1 sene de mezuna kalma durumum var. Toplam 7 sene) üniversitede sürünmek yerine 7 sene özel sektör tecrübem olsaydı yazılım da çok daha iyi seviyede olur muydum olmaz mıydım?

Üniversiteler kendilerine bu soruları sormazken daha böyle çook dünya çapında başarısız olmaya devam edeceğiz (Bknz).

Üniversiteler Sadece Eğitim Yeri Değil Saçmalığı

Elbette ki üniversiteler sadece eğitim yeri değil. İnsan olabildiğince aktif olmalı. Yeni insanlar tanımaya çalışmalı. Sosyal aktiviteleri olması lazım kısaca. Ancak bu sav yeterli bir sav değil. İnsan üniversiteye en önce doğru bir eğitim almaya gitmelidir. Ardından bu savı konuşabiliriz. 4 yıllık mühendislik hayatında istediğin kadar tiyatroyla uğraş üzgünüm ama sen yazılımcı olamayacaksın. Sen oyuncu olacaksın yanlış bölüme gelmiş oldun o kadar.

Ayrıca okulumun klüp anlayışı neden sadece oturup sohbet etmek? Neden tek aktivite sadece kafelerde oturup yiyip içmek? Neden bir elin parmaklarını geçmiyor iyi klüpler? Ben yazılım alanında neden sürekli başka üniversiteleri takip etmek zorunda kalıyorum? Pandemi başladığından beri İTÜ, GTÜ, Hacettepe gibi üniversitelerin LinkedIn sayfalarını takip etmekteyim. Online eğitimin tek güzel yanı bu seminerlerin online yapılması mı? Mesela 5 Mart tarihinde Flutter Festival İstanbul olacak. Flutter için büyük bir etkinlik olacak linke tıklayıp bakabilirsiniz. Böyle bir etkinliği neden bizim okulda hocalar duyurmaz. Klüpler pasif kalır. Ayrıca neden bizim okul böyle büyük bir etkinlik yapmaz. Neden hocalar ön ayak olmaz?

Klüplerin Etkinliği Sana Bağlı Diyebilirsiniz

Evet bir kaç insan bir araya gelse beraber o büyük etkinlikleri yapabiliriz. Neden böyle eleştiri odaklısın diye kızabilirsiniz de. Ancak yine de size katılmıyorum. Benim klüplere bakış açım o kadar farklı ki hiçbir insana ulaşamıyorum. Bölümde resmen yalnızlık çekiyorum. Hayalini kurduğum hiçbir ifadeye karşılık bulamıyorum. Durumu anlatabileceğim hiçbir hocam da yok. Bende sadece kendimi düşünüyorum. Kendi hobilerimin peşinde üniversite dışında koşuşturmaktayım. Mesleki anlamda zaten yukarıda anlattım. Başka üniversitelerinkine bakıyorum.

Üniversiteler Neden Var?

Bu yazı o kadar çok uzar gider ki… Ben sadece yaşadığım tecrübelerden yola çıkarak yazdım. Şimdi İlahiyat bölümünde okuyan birisi gelip diyecek ki 5 sene önce atanmak çok kolayken şimdi her sene 200 bin mezun veriyor bu bölüm. Neden her yere ikinci öğretimleriyle birlikte bu bölüm açılabilir? Tarih okuyan birisi çıkıp diyecek ki ben öğretmen olabilmek için neden şu şu sıkıntıları çekmek zorundayım. Fizik okuyan birisi gelecek o da yüzlerce noksan söyleyecek. Yani bu üniversitelerin gereksizliğini anlatan o kadar çok nokta var ki…

Zaten yakın bir arkadaşım anlatmıştı bu konuları konuşurken. Sen üniversiteyi bitirdiğin de üniversite mezunu olmuyorsun. Sen ailenin eğitim seviyesi ne ise onun bir tık ötesi olabilirsin anca. Öyleyse bu üniversiteler sadece birer macera. İnsanı işsizliğe itmeden önce son bir umut pompalayan birer macera. Hangi açıdan bakarsan bak sadece birer macera. Eğer biraz şanslı biraz nasipliysen üniversite bir çok amaç kazandırabilir. Eğer değilsen boş yere okumuş olacaksın. Doğru söze ne denir?

Peki Üniversiteyi Kazandık Ne Yapmalıyız?

Soru çok basit

İşte bu ve daha anlatılması mümkün yüzlerce noktayı bileceksin. Bu noktaları mezun olurken öğrenmeyeceksin. Sonra potansiyel işsiz olarak çıkarsın. Üniversitede ne yapman gerektiğini bileceksin. Üniversitede meslek anlamında kendini geliştirmek için çaba göstereceksin. 1 dakikanı bile boşa harcamayacaksın. Üniversiteyi okurken sadece yiyip, içmek ya da sevgili işlerinde zamanını tüketirsen ömründen ömür çalarsın. Üniversite derslerini emin ol çok kolay geçeceksin. Ancak dersi geçtim deyip yatarsan işte orada kaybetmeye mahkumsun.

Network ağını sürekli geliştireceksin. Sektörden insanlar tanıyacaksın. Genel kültürünü genişletecek hamleler yapacaksın. Çok okuyacaksın ve çok gezeceksin. Asla kendini 4 duvarın ardına kapatmayacaksın. Asla bir gözlük çerçevesinden bakmayacaksın. Bir ideolojinin ardında asla ömrünü çürütmeyeceksin. Ailen seni bugünlere başarılı bir şekilde getirmiş. Onlara teşekkür edecek ancak kendi hayatını çizeceksin artık. Spor, müzik, resim vs. hangi alanda yatkınlığın varsa ertelemeyeceksin. Her şeyden daha önemlisi çok büyük hayaller kuracaksın. Kimse sana inanmasa bile çok büyük hayaller kuracaksın.

Benim burada yazmış olduğum yazıyı eleştirenler çok olacaktır. Ancak ben ortalama bir üniversitede okuyan insanlar için yazdım bu yazıyı. İyi bir üniversitede okuyan bir öğrencinin gerek arkadaş çevresi, gerek öğretmenlerin öğrencilere bakış açısı zaten iyi olduğu için o öğrenciye vizyon, misyon sahibi kazandıracaklardır. Ya da ailesinden gelen bir kültür ile vizyon sahibi olanların da bu yazıya boş bakacağından eminim.

Benim gibi ortalama bir üniversitede sıfırdan başlayanlar için söyleyebileceğim tek bir şey. Sakın ha boş durmayın! Daha 2. sınıfta kendinizi bir alana adayın ve o alan için direk özel sektör tecrübesi edinmeye çalışın. Ben pandemide yapamadım. Ancak şimdi 3. sınıfta hiçbir ücret almadan bir firmayla beraber çalışmaktayım. Çok farklı şekilde bakmaya başlıyorsunuz. Rapor gibi saçmalıklarla uğraşmıyorsunuz. Takım halinde nasıl çalışılır onu öğreniyorsunuz. Emin olun okul bir şekilde bitiyor. Özel sektörde yaptığınız bir tecrübe sizi diğer insanların önüne çok hızlı şekilde atmaktadır.

Ve bir de yabancı dilinize önem verin.

Vector Virtual Reality Black Concept with Welcome To Future Text Stock  Vector - Illustration of degree, brain: 193723420

Ben 2 sene hazırlık okumama rağmen yine B1 seviyesindeyim şuan. Bir zamanlar Work and Travel ile İngilizceyi geliştirmeyi denedim fakat elimde patladı. 🙂 Ama olsun pişman değilim. Ancak mezun olunca Toefl, IELTS gibi sınavlar için seviyem çok kötü olduğum için bir kursa yazıldım şimdi. B1-2, C1-2 kurlarını satın aldım. Bakalım elimden geldiğince vaktimi yoğun olarak yaşıyorum.

Ancak biliyorum ki eğer bir gün başarılı olursam bu okulun bana kattıklarıyla olmayacak. Bu yüzden imkanınız varsa kesinlikle yurt dışına gitmenizi tavsiye edebilirim. Burada boş yere hazırlık okuyup paranızı yurtlara vs. harcamak yerine 6 ay felan İngiltere’ye vs. dil okuluna gitmenizi söyleyebilirim.

Ve her ne kadar bu yazı tamamen eleştirel odaklı olsa da. Hayatı bu kadar ciddiye almayın benim gibi. Buda vaktinizden vakit çalar. Bu yazı mesela kıraathanede dayıların siyaset tartışması gibi bir şey oldu, biliyorum. Ancak bu gerçeklerin sizde farkında olun her zaman. Ama sakın kimseyle tartışmayın. Hiçbir siyaset tartışmasına girmeyin. Şu parti suçlu bu parti suçlu olaylarına asla girmeyin. Eğer bir parti suçlu olsaydı gerçekten o parti gittiğinde her şey düzelirdi. Demek ki tüm partiler suçlu. Gerçeğin farkında olun ve vaktinizin gelmesini bekleyin.

Bu ülkeyi kurtaracak olanların biz gençlerin olduğunu hiçbir zaman unutmayın. En büyük hizmetin de yurt dışına gidip geri dönmek olduğuna inanıyorum. Türkiye’de insan ancak ve ancak yerinde sabit kalıyor. Yurt dışında başta yazılım olmak üzere teknoloji anlamında çok farklı bir seviyedeler. Her zaman aklınızın bir ucunda şu da dursun. Katma değer bir şey ne üretebilirim? Bu ülkenin şuan askerlik vazifesi kadar katma değer bir şey üretmek de lazım. Sizin yurt dışında olan bir şeyin daha iyisini ürettiğiniz zaman bu topraklarda ve ondan katma değer kazandığınız zaman. İşte o zaman gerçek vatansever, milliyetçi olacaksınız bunu unutmayın.

Girişimci Mühendis on Twitter: "#Atatürk https://t.co/AgsL3wRvkU" / Twitter

İngilizce ve Mobil Teknolojiler üzerine yakında makaleler yayınlamaya başlayacağım. Takipte kalmaya devam edin.

Kendinizi her daim geliştirin. Sağlıcakla kalın. Üniversiteleri de çok fazla takmayın.

Ömer Faruk Öztürk

E-bültene Abone Ol Merak etmeyin. Spam yapmayacağız.

Yazar

Gezen, okuyan ve sıradanlıktan kurtulmak isteyen bir öğrenci

İlgili Yazılar

2 yorum

Ömer Faruk Öztürk  -  16/02/2022 / 22:56

Ben bu yazıyı yazarken AkedemikLink kanalında Behçet hoca da bu konuya değinmiş. Yorumlarda ise bir yoruma denk geldim ki işte bu dedim.

Öğretmen – Maksimum dersi dolduruyum, bana yeter.
Öğrenci – Sınavdan geçiyim, bana yeter.
Sistem- Kimse şikayet etmesin, bana yeter.

Neden tam olarak böyle Türkiye’de üniversiteler. Neden eğitim sistemi bu kadar rezalet!!

Videoyu izlemek için link burada: https://youtu.be/tv1LaAut74o

Cevapla

Farklı bir yazı olmuş. Üniversiteler günümüz gerçeği gelecekte eminim değişecektir.
Makale çok uzun olmuş. Kısa ve öz olsa daha güzel olurdu.

Cevapla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Hızlı yorum için giriş yapın.

Kayıt Ol

VEYA

Zaten üye misiniz? Giriş Yap

Giriş Yap

VEYA

Henüz üyeliğiniz yok mu? Kayıt Ol