Taxi Driver Filminin Felsefesi | İnceleme

1976 yapım olan Taxi Driver filmi bir çok açıdan kaleme alındı. Ancak filmin altında yatan felsefesi çok daha önemli. Bir çok kişi yalnız kalmanın insana olumlu yansıdığını düşünür. Peki hayat amacını kaybetmiş birisinin yalnızlık yaşaması ne demektir? Böyle bir insan için depresyon ve tembellik kaçınılmazdır. Böyle bir durum insanı neler yaptırmaya sürükler sizce? Taxi Driver 46 sene önce çekilmesine rağmen işlediği konular ile hala güncel. Beraber Taxi Driver filmini incelemeye başlayalım.

Taxi Driver Hakkında

Travis travmatik bir savaş olan Vietnam savaşından yeni çıkmış birisidir. Hayatta kimsesi olmadan yalnız bir şekilde yaşayarak hayata karşı tutunmaya çalışan bir gençtir. Geçimini taksi şoförlüğü ile sağlamaktadır.

Film de tanıdığımız iki önemli figür var. Bunlar Betsy ile Iris. Betsy bir siyasetçinin seçim kampanyasında çalışan bir kadındır. Diğeri ise kötü yollara düşmüş küçük bir kızdır. Film boyunca Travis’in bu iki figürle olan başarısız ilişkilerini izlemekteyiz.

Ancak Taxi Driver filmi bu iki karakter dışında bize inatla göstermek istediği bir şey daha var. Travis’in yalnızlığı… Kendisi “Yalnızlık hayatım boyunca beni takip ediyor. Her yerde bundan kaçış yok. Ben tanrının yalnız bir adamıyım.” diyerek ifade ediyor.

Peki travmatik bir savaş sonrasında hiçbir hayat amacı kalmamış bir insanın yalnızlık hissiyatı nasıldır? Travis yalnız bir adam ve bunu kendisi de çok iyi biliyor. Kendisi sosyal olmaya çalışır ancak bunu bir türlü beceremez. Arkadaşı yok, hayat amacı yok ve bunları düzeltmek için bir motivasyonu da yok. Peki bu yalnızlık insanda ne tip sorunlara yol açar, insanı nasıl etkiler bu durum?

Yalnızlık

İnsanlığın tüm sorunları, insanın bir odada tek başına sessizce oturamamasından kaynaklanır.

Blaise Pascal

Blaise Pascal bu durumu şöyle anlatmıştı: “Bir kişinin yalnız olması kendiyle hesaplaşmasını sağlar.” fakat biliyoruz ki bu hesaplaşma pek istenildiği gibi geçmez. Buralarda kendimize sorduğumuz sorular genelde, “Neden yalnızım, neden var oldum, ne işe yarıyorum?” gibi sorular olur. Bu soruları kendisine soran insan kendini “Var oluş sancısı” içerisinde bulur. İnsan beyni ise bu acıdan kaçış yolları arar. Pascal yalnızlıktan kaçış olarak bir kralın etrafında ki zevklerin sömürülmesi örneğini verir çünkü zevk veren aktivitelerle uğraşan biri kendi yalnızlığını bir süre unutacaktır.

Günümüz insanının yalnızlıktan kaçış örneklerine filmler, diziler, bilgisayar oyunları ve sosyal medya verilebilir. Ancak kendisiyle baş başa kaldığında yine sorular sormaya devam eder. Sokrates’in söylediği: “Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez” ifadesinde ki sorgulama ile yalnızlık çeken bir insanın kendine karşı sorgulaması elbette ki bir olamaz.

Travis’in yalnızlıkla baş etme yöntemi ise alkol, ilaçlar ve taksicilik. Travis geceleri bile taksiye çıkar ve bunu para için yapmaz. Geceleri yatağa uzandığında kendisiyle baş başa kalmaktan korktuğu için geceleri de taksiye çıkmıştır. Yalnız bu durum da Travis’e fayda etmez. Taksicilik insanlarla iletişim halinde olan bir meslek olsa bile, dikiz aynasından bakılan bir iletişim ne kadar sağlıklı olabilir? Taxi Driver filmi bir kez daha yalnızlığı vurguluyor.

Yalnızlık probleminin en iyi çözümü, insanlarla iletişimdir. Travis’de bunun farkında olarak insanlarla konuşmaya çalışır anca hiç başarılı olamaz. Tanıştığı Betsy ile birlikte kısa bir başarılı flörtleşme yaşadıktan sonra Travis’in dengesiz hareketleri Betsy’nin kendisinden uzaklaşmasını sağlar. Betsy ile Iris karakterleri senaryoda çok önemli bir yere ait olmasının sebebi belki de filmin yazılış amacından kaynaklanmaktadır.

Bu hikayenin yazılış amacı da bir kadın yüzünden.

Taxi Driver filminin senaristi Paul Schrader bu senaryoyu yazarken kendinden ilham aldığını söyler. Tıp ki Travis gibi kendisi de hayatının bir bölümünü alkol ve depresyonla mücadele ettiğini ifade etmiştir. Bu depresyona girmesini sağlayan en büyük sebeplerden biri de sevdiği kadının onu terk etmesi olduğunu bildirir. Zaten filmde de Travis’in kadın karakterle olan başarısız ilişkisi kolayca görülmektedir.

Peki Travis neden bu iki insanın özel hayatlarını bu kadar önemser? Neden onlara karşı bir kurtarıcı rolunu üstlenir, daha kendi hayatını düzeltemezken.

Kahramanlık

Carl Jung’un ifade ettiği “Kahramanlık Arketipi” Travis’i daha iyi anlamamızı sağlar.

Her insanın ve özellikle erkeklerin içinde “kahraman olmaya karşı duyulan bir arzu” vardır. İnsanların birilerinin hayatında kurtarıcı rolü oynamaya ve bozuk olan şeyleri düzeltmeye iten bir dürtü vardır. Ki bundan dolayı din veya mitoloji hikayeleri asırlardır güncelliğini korumaya devam etmektedir. İçimizde bir yerlerde olmak istediğimiz kahramanlık statüsünü bu hikayeler çok iyi yansıtabilmektedir.

Travis de bu iki kadın karşısında kurtarıcı rolü üstlenmektedir. Hatta filmin ikinci yarısında kendi kostümünü bile tasarlar. Kendisi bir kovboya benzemeye çalışmaktadır. Ancak Taxi Driver filminin felsefesini anlayabilmek için biraz daha derine inmemiz gerekmektedir.

Travma

Travis’i daha iyi anlayabilmek için onun geçmişine gitmemiz gerekmektedir. Travis’i bu hale getiren şeyleri iyi analiz etmeliyiz. Bahsetmiş olduğum gibi Travis Vietnam Savaşına katılmıştır. Bu savaşa katılıp gazi olan insanları araştırıp, röportajlarını izlediğimiz de hepsinin ortak özelliği şu olmuştur: Savaşın üzerinden 50 seneden fazla geçmesine rağmen savaşın üzerlerinde ki travmatik etkiyi hala atlamadıklarını söylemektedirler. Bu travmalar arasında “şiddete yatkınlık, uykusuzluk, tembellik ve varoluş sancısı”dır.

Travis’in hayatına baktığımız da bu etkileri onun da yaşadığını görebilmekteyiz. Bu travmanın üzerine yalnızlık da eklendiği zaman tehlikeler kaçınılmazdır. Filmin sonunda Betsy’in çalıştığı siyasetçiyi öldürmek ister. Betsy’i onun elinden kurtaracağına inanmaktadır. Bir miting esnasında siyasetçiyi öldürüp intihar görevini üstlenmek istemektedir. Bu yüzden Travis saçını “Mohawk” denilen bir saç stili ile kesmektedir. Bu intihar görevi anlamına gelmektedir. Fakat miting sırasında bir korumanın onu farketmesiyle oradan kaçmak zorunda kalır.

Travis de Iris’i kurtarmak istediğine karar verir. Onu zorla kötü yolda çalıştıran çeteye karşı bir katliam yapar. Taxi Driver filminin sonunda Travis bir açıdan amacına ulaşmış sayılmaktadır. Ancak ilk hedefini yapabilmiş olsaydı, terörist, vatan haini olarak anılmış olacaktı.

Son Olarak

Taxi Driver filmi günümüz sinema sektöründe anti kahraman türünde ki filmlerin öncüsü denilebilir. Film boyunca Travis kendini kahraman olarak görse de aslında bir anti kahramandır. Filmin sonunda kahraman bile olması şans eseridir. Anti kahraman karakterlerin klasik kahramanlardan ayıran en büyük özelliği ekran karşısında empati kurmamızı sağlamasıdır.

Film bittikten sonra fark ediyoruz ki: Travis karakteri dönüşmekten çok korktuğumuz birisi gibi gözükmektedir. Ancak bizim de ona çok benzediğimiz ortaya çıkmaktadır. Böylece Travis’in yaşadıklarını bizde kendi hayatımızda ister istemez sorgulamaya başlıyor oluyoruz.

Filmi sakin bir zamanda izlemenizi tavsiye ederim. Burada yazılan yazıları (spoiler) görmezden gelin ve sadece filmin amacına odaklanarak izleyin. Filmin monoton ve yavaş ilerlemesine aldırış etmeyin.

Filmin IMDB sayfasına gitmek için tıklayınız.

Daha fazla film incelemesi için tıklayınız.

E-bültene Abone Ol Merak etmeyin. Spam yapmayacağız.

Yazar

Gezen, okuyan ve sıradanlıktan kurtulmak isteyen bir öğrenci

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Hızlı yorum için giriş yapın.

Kayıt Ol

VEYA

Zaten üye misiniz? Giriş Yap

Giriş Yap

VEYA

Henüz üyeliğiniz yok mu? Kayıt Ol