Sufizm Felsefesinde Hayati 5 Kural

Yaşadığımız zorluklar, geçirdiğimiz sıkıntılar, ayrılık yaşadığımız insanlar, yanlış anlaşıldığımız durumlar bizi birer küle döndürüyorsa ve biz üzülüyorsak yanlış açıdan hayata bakıyoruz demektir. Mevlana der ki: “Küle döndüysen, yeniden güle dönmeyi bekle. Ve geçmişte kaç kere küle dönüştüğünü değil, kaç kere yeniden küllerin arasından doğrulup yeni bir gül olduğunu hatırla.” Bizde Sufizm felsefesinde bunu düşünmeye çalışacağız.

Nasıl olacak bu? Ay yüzümüze doğmuyorsa, güneş vurmuyorsa penceremize, kabahati ne güneşte ne de ay da arayacağız. Gözlerimizde ki perdeyi aralayacağız. İnsanların peşinden koşmak yerine sadece ve sadece kendi değerimize sahip çıkacağız. İçimizde ki o değere inanan ve sahip çıkan insanlarla birlikte olmaya çalışacağız.

Bunun için Sufizm felsefesinde yer alan 5 kuralı sizlerle paylaşmak istiyorum.

www.ozturkomerfaruk.com

1) Bu koskoca ve mükemmel yaratılış serüveninde hiçbir karşılaşma tesadüf değildir. Karşımıza çıkan her insan bize bir şey öğretir.

Her insan bir yağmur tanesi gibi değil midir? Kimi çamura düşerken kimi de gül yaprağına düşmez mi? Kimi insanlar var ki bülbüller gibi, güle götürürken kimi insanlar da kargalar gibi. Alır seni çöplüğe götürür. Önce biz bu ayrımı yapmak mecburiyetindeyiz.

Ardından inanmalıyız hiçbir karşılaşma tesadüf değildir. Bazı insanlar bize armağandır, bazıları ise ders ve biz sürekli hayata yeni bakış açılarıyla bakar ve sürekli kendimizi geliştiririz. Yeter ki görmesini bilelim. Yeter ki hayatımıza giren ve hayatımızdan çıkan insanları iyi analiz edelim.

2) Yola, saf niyetle, anlamak ve öğrenmek üzere çıkar, kibrinden kendini arındırıp ilerlersen mutlaka sana bilmen gerekeni öğretecek bilge insanlarla karşılaşırsın.

Yola önce dil terbiyesi ile başlanır çünkü söz yürekten gelir dilden çıkar. Dünyanın en iyi insanı da olsanız karşınızdakinin görebildiği kadar iyisinizdir. Ne kadar bilirseniz bilin, söyledikleriniz karşınızdakinin anlayabileceği kadardır. Eğer bir insanın peşinden koşuyorsanız şu hayatta, ne bildikleriniz önemlidir ne de ne kadar iyi olduğunuz. Sadece kendi iyiliğiniz için saf bir niyetle çıkarsanız yola, içinizde ki enerji korunur.

Bu yüzden küsmek ve darılmak için bahaneler aramak yerine, sevmek ve sevilmek için çareler arayın. Çiçek olup etrafa gülücükler saçmaya söz verin. Toprak olup seni başının üstünde taşıyanlar elbet olacaktır. Temiz düşüncelerle yola çıkanın istikameti her zaman mutlu sonla bitecektir.

Şunu unutmayın ki, kalbi temiz olan bir insanın hikayesi mutlu biter. Evet kötü şeyler yaşamış olabilir hayatında, hatta bazen iyi bir insan olduğu için bile kendine kızmış olabilir. Ancak kendini hiçbir zaman kötü hissetmez çünkü kendine yakıştıramaz bunu. Çünkü bilir ki, birinin kötülüğünü isterse aynı şey kendisinin de başına gelecektir.

Ve diğer insanlardan ayıran en büyük özelliği vardır bu insanın. Kafasını yastığa koyduğu vakit vicdanı rahattır çünkü o yanlış hiçbir şey yapmamıştır.

www.ozturkomerfaruk.com

3- Her yolculukta zorluklar vardır. Aksi düşünülemez. Ancak, karşına zorluklar ve engeller, seni zayıf düşürmek için değil, eğitmek ve olgunlaştırmak içindir.

Her karanlığın bir sabahı olduğu gibi her zorluğun sonunda da doğan bir ışık vardır. Eğer elleriniz diken yaralarıyla kan revan içinde kaldıysa güle dokunmanıza çok az kalmış demektir. Önce sabretmek gerekir sonra inanmışlık gelir.

Mevlana yaşamını üç kelimeyle özetler: Hamdım, piştim, yandım.  Biz insanoğlu, ham olarak geldik dünyaya. Yaşanan her bir tecrübede pişeriz ve en sonunda olgunlaşırız. Yaşadığımız her bir hata, tanıştığımız her bir insan gibi her bir örnek ile pişmeye devam ederiz. Ta ki, iyice yanana kadar. Yanınca, bu hayata doğru yerden bakabilmeyi öğrenmiş oluruz.

4- Elbette her canlı, her insan bu dünyaya bir amaç için gelir, herkes kendi amacını gerçekleştirmek için yaşar. Bu nedenle her kişi, onu amacına götürecek işaretleri okuyabilmeli, takip edebilmelidir.

Mevlana der ki: “Bir gönülde aşk ve sevgi ateşi yoksa o kişi karanlıklarda, Allah nurundan habersizdir.” Hangi işle meşgul olursak olalım aşk ve sevgi ateşi ile yanıp kavrulmalıyız. İşini aşk ile yapan güzel yapar. Ancak aşk ile iş yapmamıza rağmen ortada bir sorun varsa ne yapmalıyız ?

Aşk ve sevgi ateşi ile bir işe sarılmak önemlidir ancak yeterli değildir. Öyle zamanlar vardır ki gerek en sevdiğimiz insanlardan dolayı, gerek en sevdiğimiz eşyalardan dolayı gözlerimiz kör, kulaklarımız sağır olur. Yanlışlar yaparız, hatalar yaparız. Öyleyse aşk ile bakmak hayata önemlidir ancak yeterli değildir. Okumak, hayatı okumak önemlidir. Bazen olmasını en çok istediğimiz şeylerin, düşününce olmamasının daha doğru olduğunu anlarız. Hayata kör ve sağır olarak bakmamak gerekir.

5- Ve şunu asla unutma. Bitişler, yok oluş değildir aksine… Ölüm bile bir bitiş değil yeni bir başlangıçtır. Şu hayatta bir şeyin bitişi her zaman daha hayırlı bir şeyin başlangıcına vesile olur. Yeter ki sen olanı gör.

Aşk nasip işidir hesap işi değil! Aşk adayıştır arayış değil! Sen adanmışsan ve yanmışsan bu uğurda aşk seni bulmaya gelir. Unutma aşk; sandığın kadar değil, yandığın kadardır… Hayallerimiz, hedeflerimiz, sevdiklerimiz, yakınlarımız sevdiğimiz her şey ve herkes bir gün gidebilir önemli olan onlar gittiğinde hayata kaldığımız yerden bakabiliyorsak eğer doğru yoldayız demektir.

Nazım Hikmet der ki: “Hani derler ya ben sensiz yaşayamam diye, işte ben onlardan değilim. Ben sensiz de yaşarım; ama seninle bir başka yaşarım.”. Bir kişiye bağlı kalıp hayatı zindan etmemek gerek çünkü onsuz yaşıyordun önceden yine yaşarsın. “Dua kapı çalmaktır. Gerisine karışmak haddi aşmaktır.” der büyüklerimiz. Her duamızın kabul olduğu bir dünyada yaşamıyorsak eğer isyan etmemizin de bir anlamı yoktur. Unutmamalıyız ki “Misafir olduğumuz bu hanede, umduğumuzla değil bulduğumuzla gülmeli, hane sahibi ne derse o olmalı bu sebeple kimseye sitem etmemeli, üzülmemeliyiz.”

Sonuç olarak

www.ozturkomerfaruk.com

Sufizm bakış açısıyla bu 5 kural nasıl da hayatımızı doğru pencereden bakabilmemizi sağladı bize. İnsan kendini sorguya çekebilmeli. Bazen oturup ben ne yapıyorum diye düşünmeli. Vaktimi nasıl geçiriyorum, boş bir işle mi uğraşıyorum, ne yapıyorum ben, gibi sorular sormalı kendine.

Ve unutmamalı insan. Evet, her şey neye layıksa onu dönüşür. Önemli olan bizim bunu farkedebiliyor oluşumuzdur. Acısını çektiğimiz hiçbir hissiyattan nefret etmemeli ve vaktini beklemeliyiz. Ne güzel söylemiş Mevlana:

“Her şey vaktini bekler
Ne gül vaktinden önce açar,
Ne güneş vaktinden erken doğar.
Bekle senin olan sana gelecektir.”

Hz. Mevlana

Böylece vakti gelmeyen hiçbir hissiyatın yerini doldurmamaya çalışmalıyız. İnsanların peşinden koşmak yerine, kendi işimizle meşgul olmalı kendimizi geliştirmeliyiz.

“Gözden ırak olan gönülden de ırak olur. Dedim ki: gönle giren gözden ırak olsa ne olur.” demiş Mevlana. Gülü gülene vermeli. Kalbi sevene vermeliyiz. Sevmek güzel şeydir. Ancak kıymet bilene verilmelidir. Bu yollar illa birisiyle yürünecekse de bu değer bilen birisiyle olmalı. “Kalbin bir gün seni sevgileye götürecek. Ruhun bir gün seni sevgiliye taşıyacak. Sakın acında kaybolma. Bil ki çektiğin acı bir gün dermanın olacak.” demişti Mevlana.

Vesselam

Diğer yazılara ulaşmak için buraya tıklayabilirsiniz.

E-bültene Abone Ol Merak etmeyin. Spam yapmayacağız.

Yazar

Gezen, okuyan ve sıradanlıktan kurtulmak isteyen bir öğrenci

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Hızlı yorum için giriş yapın.

Kayıt Ol

VEYA

Zaten üye misiniz? Giriş Yap

Giriş Yap

VEYA

Henüz üyeliğiniz yok mu? Kayıt Ol